Dr. Yelda Bice

İŞİM BENİM SANATIM

Dr. Yelda Bice, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı’ndan uzmanlık eğitimini tamamlamış ve 20 yıldır dermatoloji alanında aktif çalışmaktadır. Son 12 yıldır Ankara’daki kliniğinde hizmet vermektedir.

Estetik ve kozmetik dermatoloji, lazer uygulamaları ve dermatolojik cerrahide uzmandır. Allergan Medical Institute trainerı olarak meslektaşlarına eğitim vermektedir.

Hepimizin  nezakete ve hoşgörüye ihtiyacımız var. Kibar ve naif olmaya.. Biraz empati yapmaya . Kalbimizi temizlemeye. İçimize dönmeye..Birbirimiz için iyilik dilemeye. Çünkü iyiliğe ihtiyacı var bu dünyanın. Almalarına müsade etmeden ;kendimizle, gölgemizle, etrafımızla barış içinde olmaya ihtiyacımız var. Lütfen herkesin yaşamında sizinkiler gibi zorluklar olabileceğini düşünerek hareket edin. Kazanmaktan, başarmaktan, haklı çıkmaktan kibirlenmekten böbürlenmekten çok daha önemlisi; bütün bunları ne bir çiçeği ne bir kuşu ne bir insanı incitmeden yapabilmek.
Yola çıkarken öğrendiğimiz insanların yüreklerine yüreklerinizle  dokunun felsefesi ile yaşayan bunu büyük fedakarlıklarla yapan,başta  meslektaşlarım olmak üzere tüm tıp çalışanlarının bayramı kutlu olsun…Herkese kalbi gibi bir hayat dileğiyle..#14marttıpbayramı#dermatology
Yeni bir yıla girerken ömrümüzden bir yıl daha eksildiğini de unutmamak lazım…
Bir şarkınız olsun mesela,sizin olsun. 
Hayatınıza her giren insana “bu benim şarkım bak” diye dinletin..
Bir gün o kişinin hayatından çıktığınızda bir radyoda denk gelirse, sizi hatırlasın.

Bir tane  arkadaşınız olsun. Yakın olsun,dost olsun..
Sadece kötü günde değil, iyi günde de aradığınız ilk kişi olsun. 
Birlikte düşüp,birlikte kalkacağınız..Birbirinizi toparlayacağınız..
Yaralarınızı sarın. Herkes gittiğinde “şanssızlığınıza” biraz gülün, biraz ağlayın.
Bir hobiniz olsun. Kaçmak için. Hiçbir şey düşünmediğiniz..
Bir şey isteyin..İmkansız olsun. Peşinden koşun. Yorulun..Defalarca vazgeçip,Defalarca deneyin..
Her ne ise bu istediğiniz, aşk da olur iş de.Yeter ki gece yatağına yattığınızda “ben elimden geleni yaptım” demiş olun..Bazen kazanamamış olsanız da, yapabileceklerinizin ya da bir şeyi delice istemenizin ölçüsünü görmek de zaferdir.
Vakit ayırdığınız bir aileniz olsun. Yarın kaybettiğinde keşke daha çok zaman ayırsaydım demeyeceğiniz..
Pişmanlık kötüdür. Kalp kırmayın..
Sınırlarınız olsun aşılamayacak. Duvarlarınız olsun yıkılamayacak. Herkes bilsin. Ona göre davransın.
Bir alanınız olsun metre karesi dert değil. Kapısını kapattığınızda gercek siz olabildiğiniz.
Güçsüzlüğünüzü yaşayabildiğiniz. Sonra daha güçlü kalkabildiğiniz. Kaldığınız yerden devam edebildiğiniz..İnsan en çok kendini özlüyor çünkü.

Bir sevdiğiniz olsun tabi. Belki hayallerinizdeki gibi olmaz koşullar ama bir şeyleri birlikte var etmenin tadı bir başka. 
Para amaç değil araç olsun mutluluğunuza. Olmadığı zaman da elinizdekini cömertçe paylaşabildiğiniz. 
VE bu garip zamanda,
Kalbinizi temiz tutun..
Çevrenizi de. 
Unutmayın yaptığınız her iyilik bir gün size geri döner...Kötülüklerde…
Gönlünüzden geçenleri yaşayacağınız,sağlıklı huzurlu,sevgi ve mutluluk dolu bir yıl olsun…#mutluseneler
Şükredelim ki çoğalsın. Anlayalım  ki, farkındalığımız artsın. Dünyada yeterince kötülük var, hiç değilse yakın çevremizde  herkes birbirine iyi gelsin.
Birinin yüzünde tebessüme vesile olalım,
Birisinin elindeki, kalbindeki yükü alalım. 
İnsana, hayvana, doğaya sevgi ve saygıda kusur etmeyelim. Ki, evren bize karşılığını aynı şekilde versin. 
Susayan için su, acıkan için yemek ne ise; sevgiye susamış, sevilmeye aç bir yaratılan için de şefkat, bir güzel söz, okşanmış bir baş, gülümseyen bir göz o demektir.
Biz de varsa, esirgemeyelim. 
Seviyorum demekten imtina etmeden,
özür dilemenin erdemini bilerek,
rica etmenin, teşekkürün bir insanın gününü kurtardığını hatırlayarak başlayalım hep hayata.
Şimdi, şu anda yanınızda kim varsa ,Ona, alışverişte esnafa, işyerinde mesai arkadaşlarınıza, toplu taşımada kalabalığın içinde ayağına basan zâta, tüm iyi niyetinle yaklaşmana rağmen asık suratla seni uğurlayana da, gülümse. 
Senin günün kötü geçiyorsa, her kim isen, nerede isen ben de sana gülümsüyor ve tüm içtenliğimle sarılıyorum. Geçecek, biliyorsun. Geçecek biliyorum…Geçmeli…Bu böyle devam etmemeli…
Eskiden ne kadar kıymetliydi…Görmediklerimizi göreceğimiz,ailelerimizle daha çok vakit geçirip ,umarsızca yediğimiz,içtiğimiz,gülüp eğlendiğimiz..
Bayramımızı sevdiğimiz insanlarla geçiremeyeceksek niye yaşıyoruz? Onlara sarılmak için bayram olmasını bekleyeceksek, sarılmaya çalışırken sadece hayatımızın çözülmesi gereken sorunlarını konuşacaksak, ortak hayatımız sadece problem çözmek haline gelecekse ve biz bu yüzden birbirimizden bıkacaksak niye aile oluyoruz?

İnsanın bir ailesi yoksa aslında hiçbir şeyi yoktur. Ailenin tanımı da anne,baba,çocuklar,
kardeşler değildir. Dostlar da ailedir. “Haberleşelim” diye kapatılan telefonun ucundaki sesler, bir kahve bile içemediğimiz, alelacele bir araya gelip dağıldığımız, başımıza bir hal gelince aklımızdan, karnımızdan konuştuğumuz insanlar da ailemizdir.

Geçip giden her an bir anı.. Ve mutlu anılar biriktirerek yaşamaktan daha önemli bir şey yok. Her şeyi, herkesi yitirdikten sonra o anlar kalıyor. Geçip giden koca bir hayatın tek tesellisi parmaklarınla toplayabildiğin hatıralar, hepsi o kadar. Güzel anıların yoksa dünyanın tapusu üzerine olsa ne olur ki?

Ne alıpta içinde oturamadığımız evlere, ne üzerinde oturup eskitemediğimiz koltuklara sahip olmanın bir anlamı var. Özleyecek bir nefes,kolun kanadın kırıldığında bütün yükünü bırakacağın bir kucak olmadıktan sonra parayla aldıklarını ne yapacaksın?

Bir gün her şeyini bir anda yitirebilirsin ve geriye sığınacağın sadece anıların kalır. Biriktirebildiysen şanslısındır. 
İyi anlar biriktirdiğimiz, sağlıklı ve mutlu oldum diyebildiğiniz,nice bayramlara...#iyibayramlar
Dr Yelda Bice

KİŞİNİN TEMEL İHTİYAÇLARI

”Kişinin temel ihtiyaçlarını belirledikten sonra yapılan
uygulamalar ile daha hızlı ve yapılanma yönünde daha
kalıcı sonuçlar alınabilmektedir”