Dr. Yelda Bice, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı’ndan uzmanlık eğitimini tamamlamış ve 20 yıldır dermatoloji alanında aktif çalışmaktadır. Son 12 yıldır Ankara’daki kliniğinde hizmet vermektedir.
Estetik ve kozmetik dermatoloji, lazer uygulamaları ve dermatolojik cerrahide uzmandır. Allergan Medical Institute trainerı olarak meslektaşlarına eğitim vermektedir.
Bugün Sevgi günü…Düşünüyorum en çok kimi, neyi sevdim ben diye …
Ben boyun eğmeyeni,isyan edeni, göze alanı sevdim …Bıçak sırtı yaşayıp fırtınadan korkmayanı ,seveni ama sözcüklerde değil gerçekten seveni, sevdiğini göstereni sevdim …
Emek vereni sevdim ben ..
Sevmedim gölgesinden korkanı… Nabza göre şerbet vermedim hiç, sevmedim vereni de …
Ağlamaktan utanmayanı sevdim ,ağız dolusu güleni ,yargılamayını sevdim,kınamayını kınamadan önce aynaya bakanı,kibiri günahı bileni, acıyı azaltıp mutluluğu çoğaltanı sevdim ..
Kaybettiğinde vazgeçmeyeni,
Umut da inatçı olanı sevdim …
Sözü özünden ayrılmayan insanı sevdim ….
Sevgi sanattır ve sadece kendini bilen yüreklerde bulunur…
Sahip olanların günü kutlu olsun…❤️❤️
Kaybetmemek ve korku üzerine kurulu bir düzene uyması için yetiştirilen çocuklardık biz. Kaybetmemek için çırpınıp duruyoruz..Zamanı kaybetmemek,sevdiklerimizi kaybetmemek… Bundandır konuşmak isterken susmamız, kendimizi eksilte eksilte fazlasını vermemiz... İyi çocuk olmak olur derdimiz, kimse bırakmasın, terk etmesin bizi... Sanırız ki biz verdikçe, daha çok sevecek, daha çok anlayacaklar bizi... Bazen gördüğümüz halde görmemezilikten geliriz birçok şeyi. Sanırlar ki, kandırıldık, uyuduk, fark etmedik.
Ama öğrendik ki ,gerçekten bizim olan hiçbir şey bizi bırakmaz. Yeter ki biz kendimizi terk etmeyelim, ne pahasına olursa olsun...
Yine gezdik, aradık, sorduk, öğrendik, öğrettik,
gördük ve döndük…Bir kongrenin ardından🤍….#ımcas#paris#dermatologist
Yeni bir yılı bekliyoruz dört gözle..
2025’in son saatleri bunlar...
Yeni bir yılı karşılarken, insan ister istemez,
geçmiş yıla dönüp bakıyor...
ve galiba hayatında bir fark görmek istiyor.
Bir şeylerin iyiye doğru gittiğini...
Görmek istediğimiz değişimler belki de...
Aslında hayatımız ne kadar monoton ve tekdüze gibi görünse de,
Geriye baktığımızda bir çok şeyin değiştiğini görüyoruz.
En iyisi hayata teslim olmak,
ve uzun vadeli planlar yapmak yerine,
“bakarız” demeyi öğrenmek galiba..
Bir çoğumuz belki ailelerimizden, sevdiklerimizden uzağız,
Belki yeterince paramız yok, birilerine kırgınız, kızgınız.
Belki de çok mutluyuz ..Yeni yılda da güzel günler, kötü günler olacak;
Onlar da gelecek ve gidecek...
Tüm bunları yaşayabildiğimiz için yaşamı kutlayalım.
Eğer biz istersek, yeni yılın her gününü kutlamak için
bir sebep yaratırız.
Büyük ya da küçük...
Yani yaşıyorsak eğer,hayata dair en anlamlı cümleleri söyleme şansımız hep var..Geri dönmeden,düşünmeden yeniden başlama şansı..Yeniden yeni şeyler yaşayabilme..Ne olursa olsun,yeniden,usanmadan,unutmadan,usanmadan…Sizi seven,sevdiklerinizle hep bir arada olma şansı her zaman var..Yaşıyorsak eğer,seviyorsak eğer,anlıyorsak eğer,inanıyorsak eğer…
Hayata dair,Hayata rağmen…
Yeni yıl ihtiyaç duyduğunuz her şeye kavuşacağınız bir yıl olsun,ruhunuzdan huzur,bedeninizden sağlık,cebinizden bereket,kalbinizden sevgi eksik olmasın🙏#2026#yeniyil
Sevgiyle yaptığımız tüm küçük şeyler değerlidir.
Ne yaptığımız değil, yaparken ne kadar sevgiyle yaptığımız önemlidir.
Ne verdiğimiz değil, verirken ne kadar sevgiyle verdiğimiz önemlidir ve
hayat içinde hiçbir şey küçük değildir…Hayatın rengini sizin bakışınız belirler..Mesela ;
Ben Beyaza inanıyorum.
Gülmenin şifa verdiğine inanıyorum.
Her şey ters gider gibi görünürken,
güçlü olmaya inanıyorum.
Mutlu kadınların yüreklerinin hep sevgi dolu olduğuna inanıyorum.
Yarının başka bir gün olduğuna inanıyorum ve en güzeli de mucizelere değil,
hak ettiğim şeylerin bir gün bana bahşedileceğine inanıyorum..Ve inandığım şeyler için mücadele etmekten asla vazgeçmiyorum…Yazdım yine bir şeyler…Hayata dair, güzelliğe dair ,sevgiye dair….Okumanız dileğiyle…
Hayat öyle bir hal aldı ki,sanki sürekli bir saklambaç oyunu…
Başkalarından saklandığımız kadar,kendi kendimize de oynar olduk bu oyunu….
Aslında ruhların birbirine dokunduğu karşılaşma anlarıdır insanın kendisini bulduran…Dostluk bulunmaya izin vermek,bulmayı arzu etmektir…..
Umarım düzenlediğimiz bu kongrede,öğrenmek adına,gelişmek adına,muhabbet adına ,dostluk adına herkes aradığını bulmuştur…Emek veren,deneyimlerini bizimle paylaşan,varlığıyla varlığımızı onurlandıran dostlarımıza ve bizi dinleyip bize katlanan,yüreğiyle yüreğimize dokunan tüm katılımcı doktorlarımıza büyük bir teşekkür,iyi ki geldiniz,iyi ki varsınız..
Bir kongrenin ardından….@temeldenpratige @ddabdermatologist @melisgonulal_ #dermatologist#temeldenpratiğedermatoloji
Herkes,herkes kadar çırpınıyor yaşamın içerisinde,bir çok şeyin sahibi değiliz aslında…Mesela oturduğumuz ev belki,ya da içinde bulunduğumuz bedenin…
Lüks düşkünlüğümüz yok ama konforu severiz..
Yalnızlığımızla barıştığımızda zor gelir başkalarına katlanmak tam da bu dönemdeki gibi…Ruhumuzda saklarız bütün yolculuklarımızı,akıl oyunlarımızı hayallerimizi,
cehaletlerimizi…Kimseye göstermek istemeyiz..
Köşelerimiz serttir belki evet ama bazen kendimiz bile dönemeyiz..Küfür de ederiz yeri gelirse ,dua da,yüreğimizdekini gizleyemeyiz…Kadınız demeyiz alışmışız tek başımıza ayakta durmaya,her işi kendimiz yapmaya,sızlansak da..Hayattan öğrenmemiz gereken çok şey var diye hızlı yaşıyor olabiliriz…Hayat denen bu kurgunun oyuncularından birisiyiz..İnsan olarak tek meziyetimiz sevmek,bunun için yaşadığımızın bilincindeyiz..Hiç bitmeyecek bir tekamül sürecinin öğrencileriyiz..
Yine çalıştık,yine gittik bir yerlere kendimizi aramaya gezmeye,öğrenmeye…Bir yaz daha bitti…Tadıyla tuzuyla….
#dermatologist#yazbiterken#prague
Yeni bir yaşa daha merhaba derken hayata olgun bir kadın olarak bakmakta çok güzel…
Belim artık bir çay bardağı inceliğinde değil belki ama, incecik zevklerim oluştu dünden bugüne.
Güzel bir kitap,kahve ,manzara hayatımın en keyifli anlarını sunuyor bir süredir.
Eski kilomda değilim tamam ama tüm fazlalıkları da attım hayatımdan.
Okuma gözlüğümü henüz boynumda taşımamakta inat etsem de,
sürekli çantamda artık.
Öyle yüksek sesle müzik dinlemek,bağırtılı çağırtılı kalabalık yerler eskisi kadar ilgimi çekmiyor.
Hafif bir müziğin eşlik ettiği sakin bir ortamdaki sohbetlerin tadı hiçbir şeyde yok.
Öyle, çok insan tanıma hevesim de kalmadı.
Samimi birkaç dost yetiyor da artıyor bile.
Yolunda gitmeyen işlere,açılmayan kapılara eskisi kadar direnç göstermiyorum.
Çünkü artık biliyorum ki kendimi paralasam da kaderin kendine ait bir öğretme biçimi var.
Her ne yaşıyorsam bir benzerini hemen herkesin yaşadığını biliyorum artık.
Bu yüzden yaşadıklarımı dramatize edip çok abartmadan ve kendime acımadan kabule geçiyorum.
Bu zamanlarımı kendi içime dönmek ve kendimi daha iyi tanımak için kullanıyorum.
Biliyorum ki kaybı ancak böyle kazanca çevirebilirim.
Biliyorum ki geçecek…bundan öncekiler gibi…
Herşey geçer…
Şikayeti çoktan bıraktım.
Sürekli çözüme odaklanıyorum ki enerjim doğru yere kanalize olsun.
Huzurum ve mutluluğum,haklı olmamdan çok daha önemli artık.
Kin ve intikam duygularımı çoktan hayatımdan çıkardım. İster” kader” deyin ister “ilâhi Adalet” adı önemli değil,ama sistem olması gerekeni bir şekilde yerine getiriyor nasılsa.
Bana iyi gelen insanlarla görüşüyorum.
Hayallerimi, umutlarımı desteklemeyen ve şikayet odaklı insanlara yer yok artık hayatımda.
Listemin en tepesinde “sağlık”var artık.
Kalanların hepsine çizik attım.
Hızla akıp giden zamanın bana kattıklarını kabul ediyorum,Çünkü onun ortaya çıkardığı bu kadını seviyor ve zamanla kime dönüşeceğini merak ediyorum.
Daha yaşlı belki ama daha farkında ve duyarlı.
O yüzden çok daha güzel…
Hayatımın içinde olan,varlığımı varlığıyla onurlandıran herkese çok teşekkürler,iyi ki varız ve olabildiğimiz kadar olalım inşallah🙏🙏🙏
Düşündüm de hayata bir anne olarak bakmak ne güzel…El bebek gül bebek büyütülen ama hep güçlü kadın olması öğretilen bir anne…Sonradan çocukların olduğunda anlıyorsun ki ; Güçlü kadın hikayesi hep yalandı. Güçlü anne olmak zorunda kalıyorsun sadece..
Hiçbir kız çocuğu güçlü kadın olmak için doğmaz.
Hepsi masum hayaller kuran,
şımarık birer prensese benzerler.
Kaderdir onları cadı, fettan ya da güçlü kadın yapan.
Tutulmamış sözler, yarım kalmış kaderler,
yaşanmamış mutluluklar,
ölümler, ayrılıklar güç verirmiş insana.
Kurulan hayaller iskambil kağıtlarından kule gibi yıkıldığında, ezilmemek için enkazın altında, güç veriyor Tanrı insana.
Annem güçlü bir kadındır.
Ben o güce hayrandım.
Hiç öyle olamam zannediyordum, ama maalesef oldum.
Şimdi ben kızımın da güçlü kadın değil,
mutlu kadın olmasını diliyorum... Annelik işte…
Tüm anne gibi hissedenlerin,cennetten bize gülümseyen annelerimizin,her güçlü kadının anneler günü kutlu olsun…#annelergünü
Charlie Chaplin’in sözleriyle başlamalıyım diye düşündüm bu bayram paylaşımıma ;
‘’Hayatın bize çizdiği yol, özgürlük ve güzelliklerle dolu olabilir, ama biz bu yolu yitirdik. Hırs insanların ruhunu zehirledi, dünyayı bir nefret çemberine aldı. Hepimizi kaz adımlarıyla sefaletin ve savaşların içine sürükledi. Hızımızı artırdık, ama bunun tutsağı olduk.
Bolluk getiren makineleşme bizi yoksul kıldı. Edindiğimiz bilgiler bizi çıkarcı yaptı, zekamızı da katı ve acımasız. Çok düşünüyoruz, ama az hissediyoruz. Makineleşmeden çok insanlığa, zekadan çok iyilik ve anlayışa gereksinmemiz var. İnsancıl değerlerimizi koruyamazsak hayat korkunç olur, hep yitiririz. ‘’
Değerlerimizi korumaktan ,iyilikten,
sevmekten,
güzellikten vazgeçmeyeceğimiz,
adaletli bir düzende yaşayabileceğimiz,sadece adıyla değil tadıyla da kutlayabileceğimiz nice bayramlara,sağlıkla,
huzurla,mutlulukla…#iyibayramlar
Hepimizin nezakete ve hoşgörüye ihtiyacımız var. Kibar ve naif olmaya.. Biraz empati yapmaya . Kalbimizi temizlemeye. İçimize dönmeye..Birbirimiz için iyilik dilemeye. Çünkü iyiliğe ihtiyacı var bu dünyanın. Almalarına müsade etmeden ;kendimizle, gölgemizle, etrafımızla barış içinde olmaya ihtiyacımız var. Lütfen herkesin yaşamında sizinkiler gibi zorluklar olabileceğini düşünerek hareket edin. Kazanmaktan, başarmaktan, haklı çıkmaktan kibirlenmekten böbürlenmekten çok daha önemlisi; bütün bunları ne bir çiçeği ne bir kuşu ne bir insanı incitmeden yapabilmek.
Yola çıkarken öğrendiğimiz insanların yüreklerine yüreklerinizle dokunun felsefesi ile yaşayan bunu büyük fedakarlıklarla yapan,başta meslektaşlarım olmak üzere tüm tıp çalışanlarının bayramı kutlu olsun…Herkese kalbi gibi bir hayat dileğiyle..#14marttıpbayramı#dermatology
Charles Dickens İki Şehrin Hikayesi giriş cümlesinde şöyle başlar: Zamanların hem en iyisi hem de en kötüsüydü; bilgeliğin ve aptallığın çağıydı. Hem inanç hem de kuşku devriydi. Işığın da asrıydı karanlığın da. Hem umut baharıydı hem de umutsuzluk kışı. Her şeye sahiptik hiçbir şeyimiz yoktu..
Biz en çok hayatı paylaşmayı unuttuk,güveni unuttuk,sevmeyi unuttuk,ne aradığını bilmeyen,pervane böceği gibi ortalarda dönüp duruyoruz…Soruyorum ;
Hangi kazanç kendini, ruhunu satmaya değer?
Hangi kazanç düşüncelerini susturmaya, diline gelenleri yutkunmaya değer?
Bazen masamız çok zengin de olabilir,bazen buzdolabımız boşta…Bu hiç kimseyi değerli yada değersiz yapmaz. Ancak, inanmadıklarını yaparak, hak yiyerek, haksız kazanarak,kendini yok ederek,
parayı gösteriş için kullanarak değersiz kılarsın kendini.
Parayla varolmaya çalışmak nasıl bir ezikliktir.
Maddi zenginliği göze sokmak nasıl bir acizliktir.
Dostlarım var milyarlık kazakları logosuz giyen,
otomobili öne çıkmasın diye arka sokağa park eden.
Dostlarım var bana en keyifli sohbeti sıcak simite krem peyniri;
rakıya beyaz leblebiyi katık edip yaşatan.
İnsan bunlar ile değerli olur mu hiç. Olduğunu sanır o kadar.
Zaten yetmez de, hep bilir zayıflığını, kendi yüreğinde bile yeri kalmaz. Ben,Münir Özkul,Adile Naşit filmlerinde,
apartman önü çay demliklerinde dostluğun, insanlığın ne olduğunu iliklerinde hissederek büyüyen nesildenim..
Bunları neden yazdım…Dün akşam meslektaşlarımla dolu dolu gerçekten paylaşarak anlatarak,doğru aktarım yaparak bir eğitim akşamı yaşadım,mesleki deneyimlerimi dinleyen,sorular soran,paylaşmaktan mutlu olan tüm dostlarıma teşekkürler…Ayrıca Sağlık Bakanlığı izniyle bu eğitimi organize eden Allergan’a ve moderatörlük yapan değerli arkadaşım ,EKDD derneği başkanı @burcuyamangokturksolak ‘a çok teşekkürler…. Hastalarım içinde ;
Sözün özü sadece ve sadece yasal olan onaylı botoks uygulaması yaptırın kendinize ve de yetkili olan hekimlerde,yoksa sonuçları inanın çok ağır oluyor..Sağlıkla,huzurla,
güzellikle kalın….#allerganmedicalinstitute#allerganaesthetics#estetikvekozmetikdermatolojiderneği#botox
Bugün,
Sevgi günüymüş ya,küçük mucizeler yaşadığımız bir gün olsun o zaman…
Mesela,gülümseyerek ikram edilen taze demlenmiş bir bardak çay,mis kokulu bir buket çiçek...
Ya da ; Eski bir arkadaştan beklemediğin bir anda gelen telefon,
eve veya işe giderken hep yeşil yanan trafik lambaları ...
Bugün,
içinde küçük sevinçlerin olduğu bir gün olsun..
Markette en hızlı ilerleyen kasa sırası,
sevdiklerinle yiyeceğin güzel bir kırmızı şarap eşliğinde yemek,
radyoyu açtığında en değer verdiğin şarkının çalıyor olması..
Anahtarları aradığın yerde bulmak..
Bugün,
bir şeylerin mükemmelliğinde yaradanın senin yanında olduğunu, seni sevdiğini,seni kayırdığını ve bir yerlerden sana gülümsediğini hissettiğin, sana özel olduğun hissini yaşatan,
o garip ama hoş duygu ile dolu güzel bir gün olsun...
Bugün,
sadece sevgiyle yaşanan bir gün olsun……....Hissettiğimiz,
hissettirebildiğimiz kadar…Olsun….#sevgililergünü
”Kişinin temel ihtiyaçlarını belirledikten sonra yapılan
uygulamalar ile daha hızlı ve yapılanma yönünde daha
kalıcı sonuçlar alınabilmektedir”











